Haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacaklarında daha farklı bir esas benimsenmiştir.…
Zamanaşımı definin usulüne uygun bir şekilde ileri sürüldüğü ve mahkemenin defiyi…
Buna karşılık bazı durumlarda, kabul edilen zamanaşımı savunması nedeniyle bir talebin…
Bu konuda AİHM’nin Türkiye aleyhine verdiği kararlardan yararlanmak mümkündür. Bir…
Zamanaşımı sürelerinin mahkemeye erişim hakkıyla ilişkisi Anayasa Mahkemesi içtihadında…
Anayasa Mahkemesi’nin bilirkişi raporları sonucunda ıslah yoluyla talebin yükseltildiği…
2019 yılında verdiği Gülhan Dursun başvurusuna konu olayda; başvurucunun iş kazası nedeniyle kısmi dava olarak açtığı destekten
Anayasa Mahkemesi 2021 yılında benzer başvuruda, konuya ilişkin yorumunu daha ileri…
2023 yılına gelindiğinde Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm tarafından kendisine sevk…
Diğer önemli karar ise zamanaşımı bakımından daha çok önem arz eden 23.03.2023 tarihli…
Anayasa Mahkemesi, daha sonra benzer başvurulara ilişkin olarak verdiği kararlarda…
Kanaatimizce Anayasa Mahkemesi’nin Çetin Akboğa kararıyla oluşturduğu yaklaşım isabetli olup zamanaşımı kurallarının maddi hukuk kuralı olması nedeniyle kanun yolu denetimine benzer bir inceleme yaptığı düşünülmemelidir. Nitekim Anayasa Mahkemesi bu hususu şu ifadelerle açıklamaktadır: “Başvuruya konu olayda, iş kazasından kaynaklanan tazminat talebinin daha sonra artırılan kısmının zamanaşımına uğrayıp uğramadığını tespit etmek Anayasa Mahkemesi’nin görevi değildir. Anayasa Mahkemesi’nin bu yönüyle yapacağı denetim Bölge Adliye Mahkemesinin yaptığı değerlendirmenin sonucu itibarıyla ölçülü olup olmadığı ve başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet getirilip getirilmediği hususlarının değerlendirilmesine ilişkindir
Zamanaşımı sürelerinin katı yorumlanması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal…
Kanaatimizce Anayasa Mahkemesi’nin Yaşar Çoban başvurusunda kabul ettiği esaslar, mahkemeye erişim hakkı ve zamanaşımı ilişkisi yönünden dikkate değerdir. İçtihat yoluyla etkili hâle gelen bir yolun, bu tarihten önce tüketilmesinin beklenmesi gerçekten de orantısız bir sınırlama niteliğinde olur. Keza zamanaşımı süresinin yeniden başlatılması da zamanaşımı kurumunun amacı ve ondan beklenen kamusal menfaatle bağdaşmaz. Bu çerçevede ulaşılan davanın makul bir süre içinde açılması gerektiği yönündeki sonuç, kanaatimizce çatışan hakların dengelenmesine hizmet eden ve ölçülülük ilkesine uygun bir çözümdür. Yine aynı kararında belirttiği üzere, bir başvuru yolunun etkili hâle gelmesinden sonra ne kadar bir süre içinde başvurulmasının makul kabul edileceği derece mahkemelerinin kararı olmalıdır. Derece mahkemelerinin davanın makul süre içinde açılıp açılmadığını hiç değerlendirmemesi, kararda belirtilen ilkelere aykırı olup mahkemeye erişim hakkını ihlal eder. Ne var ki derece mahkemelerinin değerlendirme yaparak sürenin makul olmadığına karar vermesi hâlinde, artık mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmiş sayılması kanaatimizce mümkün değildir(291)…
