Öncelikle belirtmek gerekir ki, ulus devletin kurucu kadrolarının merkezileşmeye…
Merkeziyetçilik ve ademi merkeziyetçilik tartışmaları yalnızca doğrudan yerel örgütlenmelerle…
“Millet mukadderatını bilfiil deruhte etmiş olduğundan Anadolu’da müdafaa-i hukuk vazaifi artık doğrudan doğruya ve tamamen hükümetlere teveccüh etmiştir. Müdafaa-i hukuk cemiyetlerinin idaresiyle onlara salâhiyetler verilmesi, gayrimesul zevatın mesul heyeti hükümete müdahale etmeleri gibi teşettütü müstelzim mehazir tevlideder. Bugün millet tamamen askerdir ve hükümetler de tamamen müdafaa-i hukuk heyetleridir. Bu mukaddes vazifeyi deruhde etmekte tereddüt edenler çekilebilirler. Memlekette vahdeti efkâr ve amal temin etmek için müdafaa-i hukuk vazifelerinin tamamen hükümet-i mahalliyeye tevdii hususunu teklif ederiz.” Bu öneri, yerel yönetimlere dayalı vurgu açısından kongre iktidarları döneminin etkisini…
Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin toplamış olduğu mali kaynakların Hazine’ye devrini…
“Bendeniz, Osmanlı hayatı tarihiyesinde, başlı başına ve hakikaten kıymettar bir faaliyet uyandıran Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin, bu kanun kabul olunduğu dakikadan itibaren hayatına hatime çekildiğine kaniim. (Doğru sadaları) Bu kanunu kabul ettik ve Müdafaa-i Hukuk kapıları üzerine levhayı astık. O Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ki, bizleri doğurmuştur. Efendiler! O Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri ki, tarihi âlemde bugün hâlâ hareket-i milliye olarak tanınıyor,…
Tasarıya karşı çıkan Müfit Efendi de “hiçbir cemiyetin şahsiyeti mâneviyesinden bahsetmenin…
1921 Anayasası açısından da bu iki farklı eğilimin gün yüzüne çıktığı bir ortam yaşanacaktır.…
Özellikle 1921 Anayasası’nın kabulünden sonra tartışılan iki kanun tasarısı, İdarei…
İdarei Kura ve Nehavi Kanunu tartışmaları sırasında çok güçlü bir halkçılık vurgusunun…
Bu konuşmada Lütfi Bey’in Kanun uygulanacaksa en azından Doğu vilayetlerinin istisna…
1922 tarihinde kabul edilen Kanun da yerelleşme yönünde bir olgu olarak ele alınabilir.…
“Teşkilâtı Esasiye Kanunu mucibince halka doğru giden ve belediye işi imbatında mükellefiyeti maliye kaydını ilga etmekle hukuku medeniyesine sahip âmmei halkın intihabatı belediyeye iştirakini temin eden ve Hükümeti Milliye halka menafi ve ihtiyacatı mahalliyesini düşünmek ve memleketin ümran ve terakkisine müsıl yolları arayıp bulmakla mükellef olan devair belediyesine kendi reislerini de kendi intihabetmek hakkını vermekle teşkilâtı hazırasının ruh ve mânasına mutabık bir hatvei terakki daha göstermiş olacağı kanaati…”(1174)…
Mehmed Şükrü Bey de azil yetkisini “İstediği zaman elinde kırbaçla belediye reisi sen bunu yapmıyorsun, şimdi seni azlederim’ diyor. Gerçek budur. Hükümetin, mutasarrıfın isteği doğrultusunda çalışmayan belediye reisleri asla yerinde durmaz.”
1921 Anayasası’nda düzenlenen Umumi Müfettişlik kurumuna ilişkin tartışılan kanun…
1921 Anayasası sonrasında ortaya çıkan bu farklı yaklaşımların da “erteleyici uzlaşmaya”…
1924 Anayasası henüz kabul edilmemişken Meclis’ten geçen Köy Kanunu ise merkezileşmeye…
“Esasen belediye idareleri belki bilcümle teşkilât-ı idariyenin en eski ve en tabii bir şeklidir. Çünkü tarihen sabittir ki, beldeler; menafi-i müştereke ve ihtiyacat-ı mütekabile üzerine müesses ilk heyet-i içtimaiyelerdir. Tabir caizse, ilk devletlerdir. Bununla beraber, millî devletler tesis ve inkişaf ettikçe, beldelerin menafi ve hukuku tanzim ve ıslah edilerek, devlet ve vilayet teşkilatıyla bir manzume vücuda getirilmek suretiyle, ıslah ve ihtiyacat-ı asriyeye tevfikan ikmal olunmuştur. Evvelâ belediyelerden ve onların da en küçük fakat en kesir olan köy kısmından başlamayı muvafık görüyor ve binaenaleyh bu mazbatamızla evvelâ Köy Kanunu’nu Muvâcehe-i Celîlerine arz eyliyoruz.” denmiştir.(1180)…
Görüldüğü üzere Köy Kanunu Tasarısı’nda nahiyeler devlet idaresi altında manevi şahsiyete…
Köy Kanunu, II. Meclis’te tartışılmasına rağmen burada da yerelleşme lehinde eleştirilere…
“Memleketin - asırlarca diyeceğim - beklediği bir idareyi, bir kanunu bilhassa bu Hâkimiyeti Milliye devrine girdikten sonra alması lâzım gelen hakkını, hattâ bendenizce noksan bile olsa, biran evvel halkın eline verip bilâhara noksanları görüldükçe ilerde ikmal etmek daha muvafıktır.” diyecektir.(1185)…
Bu itirazlara karşı Dahiliye Vekili Ferid Bey’in şu açıklaması yeni eğilimi göstermesi…
“Bütün bu teşkilatta en mühim bir nokta vardır ki, Devletin teşkilatında takibedilmesi lâzım gelen nokta budur. O da Devlet idaresinde vahdeti, vahdet-i umumiyesini muhafaza etmek ihtiyacındadır. Beyefendi hâkimiyet-i milliyeden bahis buyurdular. Evet efendiler, Büyük Millet Meclisi’nin burada ilk içtimaından beri daima hâkimiyet-i milliye, âzami hâkimiyet-i milliye diye müphem birtakım sözler serd edilmiş ve müphem nutuklar irad edilmiştir. …
