1. İcra ve İflâs Kanunu ile Türk Medenî Kanunu’nda sıklıkla “şey”, “mal” ve…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Bu çalışmada ulaşılan başlıca sonuçlar şu şekilde özetlenebilecektir: …
2. İcra ve İflâs Kanunu’nda “taşınır mal – taşınmaz mal” ayrımı esas alınmış ancak kanunda “taşınmaz mal”ın tanımı yapılmamıştır. Bu nedenle de Türk Medeni Kanunu’nda “taşınmaz mal” olarak düzenlenenler İcra Hukuku’nda da geçerlilik arz edecektir. Bununla birlikte kanun koyucu, genellikle ekonomik gerekçelerle, doğası gereği taşınır olan bazı malları İcra ve İflâs Kanunu’nda taşınmaz mal olarak kabul edileceğini düzenlemiştir. Bu durum, her şeyden önce kanun koyucunun, taşınmaz mallara, taşınır mallara göre daha fazla değer verdiğini ve taşınmaz mallara daha korumacı bir bakış açısıyla yaklaştığını ortaya koymaktadır. Bu noktada İsviçre Hukuku’nda hava araçları hakkındaki cebrî icra tâkiplerinin, taşınmazlara ilişkin kurallara göre gerçekleştirileceği düzenlenmiştir. Türk Hukuku’nda ise Türk Sivil Havacılık Kanunu’nun 65. maddesinde ise, bu
3. Haciz kurumunun tarihî gelişim süreci, borcunu ödemeyen borçluya uygulanan…
4. İsviçre Hukuku’nda taşınmaz haczi ve paraya çevrilmesine ilişkin düzenlemeler,…
5. İsviçre Hukuku’nda Borç İçin Tâkip ve İflâs Kanunun geçirdiği değişiklikler, kanun koyma süreci bakımından bir önemli hususu daha
6. Alacaklının haciz talebinde bulunabilmesi için, tâkibin kesinleşmiş ve…
7. İİK m. 78/2’nin ikinci cümlesi uyarınca, “itiraz veya dava halinde bunların vukuundan hükmün katileşmesine kadar(…) geçen zaman hesaba katılmayacaktır.” Burada…
8. İİK m. 78/2 uyarınca haciz talep süresi “ödeme emrinin tebliği” tarihinden itibaren işlemeye başlamaktadır. Kanun koyucu, itirazın iptali davasının açılabilmesi için de alacaklıya bir yıllık süre tanımış, ancak bu sürenin “itirazın tebliği” tarihinden işlemeye başlayacağını kabul etmiştir (İİK m. 67/1). Ödeme emrinin tebliği ile itirazın tebliği arasında bir zaman dilimi olacağı göz önünde bulundurulursa, haciz talep süresi sona erdikten sonra alacaklının itirazın iptali davası açabilmesi gibi tuhaf bir durum söz konusu olabilecektir. İİK m. 78/2 ile İİK m. 67/1 arasındaki bu uyuşmazlığın nasıl çözüme bağlanacağı hususunda doktrinde iki farklı görüş ortaya çıkmıştır. İlk görüş uyarınca, haciz isteme süresi dolduktan sonra itirazın iptali davası açılır ve bu dava kabul edilirse, haciz talep hakkı düşmüş olacağı için alacaklının haciz talebini yenilemesi gerekmektedir. Doktrinde ikinci görüş uyarınca ise, itirazın iptali davasının kabul edilmesine rağmen alacaklıyı haczi yenilemek ve bu kapsamda yenileme harcı ödemek zorunda tutmak hakkaniyete aykırı düşecektir. Bize göre de itirazın iptali davasını kazanan alacaklıyı haciz talebini yenilemek zorunda bırakmak, hem hakkaniyete hem de tâkip ekonomisine aykırıdır. Bu nedenle de İİK 78/2’nin İİK m. 67/1’e uygun şekilde yorumlanması hakkaniyete uygun olacaktır. Ayrıca kanaatimizce haciz talep süresinin
9. İİK m. 79/2’nin lâfzı, taşınmazların mutlaka tapu sicil müdürlüğüne doğrudan yazı yazılarak haczedilmeleri gerektiği sonucuna varılması için müsait değildir. Aksine kanun koyucu, taşınmazların haczi bakımından tâkibi yürüten icra dairesine bir imkân sunmaktadır. Zaten kanunun genel gerekçesinde, “resmî sicile kayıtlı malların haczinin takibin yapıldığı icra dairesince kaydına işlenmek suretiyle doğrudan da yapılabilmesi olanağı getirilmiştir” denilmek…
10. İİK m. 102/2’de taşınmazın bulunduğu yerde haciz tutanağının tutulacağı…
11. İİK m. 103’e göre, tutanak tutulurken alacaklı, borçlu ve namlarına Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebellüğe yetkili kimse bulunmazsa, alacaklı ve borçlu, üç gün içine tutanağı incelemeleri ve itirazlarını bildirmeleri için dâvet edileceklerdir. İİK m. 103 çerçevesinde alacaklı ve (veya) borçlu haciz tutanağını incelemeleri için icra dairesine dâvet edilecek olup, ayrıca bu dâvete haciz tutanağı veya tapu sicil kaydının eklenmesine gerek bulunmamaktadır. Bu noktada İsviçre Hukuku’nda kabul edilen çözümün daha uygun olduğu görüşündeyiz. Çünkü haciz tutanağının alacaklı ve(veya) borçluya gönderilmeksizin onları tutanağı okumaları için icra dairesine getirmeye zorlamanın hem makul bir gerek-
12. 1424 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nda hacizde sıraya yer verilmesine karşın,…
2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nda hacizde sıraya ilişkin düzenlemelere yer verilmemiş…
Kural taşınmazların taşınırlardan sonra haczedilmesi olsa da, sıraya ilişkin düzenlemelerin…
13. İİK m. 83/c’nin ilk fıkrasına göre, ipotek akit tablosunda sayılı bulunan eklentiler taşınmazdan ayrı olarak haczedilemeyecektir. Bu noktada üzerinde durulması gereken bir sorun da, ipotek akit tablosuna kayıtlı bulunmayan fakat aslında taşınmazın eklentisi niteliğinde bulunan malların taşınmazdan ayrı olarak haczedilip haczedilemeyeceğidir. Doktrinde farklı görüşler ileri sürülen bu hususa ilişkin Yargıtay’ın verdiği kararların birlik içinde olmadığı söylenebilecektir. Bize göre, kanun koyucu
