Tarihsel kayıtlar Homo Sapiens’in bir ekolojik seri katil olduğunu göstermekte.(1744)…
-
Git
: -
Favorilere ekle veya çıkar
-
ᴀ⇣ Yazı karakterini küçült
Aşağıda bir kısmını gördüğünüz bu dokümana sadece Profesyonel + pakete abone olan üyelerimiz erişebilir.
SONUÇ
“Yeryüzü’nü kendi çıkarlarımız uğruna öyle kötü kullanıyoruz ki onu, bundan 55 milyon yıl önceki sıcaklığına geri dönebileceği hale getiriyoruz ve eğer bu gerçekleşirse biz ve bizden sonra gelecek nesiller, hepimiz yok olacağız.”(1743)…
Bugünkü politikalar ve pratikler mevcut rotalarını takip etmeye devam ederse, örgütlü…
Bununla birlikte, elimizde ne küresel iklim krizine karşı kullanabileceğimiz “kolay…
Bu nedenle “iklimi değil, sistemi değiştir!” sadece basit bir antikapitalist slogan değil, Olması gerekenin ta kendisi. Elbette böyle köklü bir değişimi başarmak için, öncelikle kapitalizmi, kârdan başka bir güdüsü olmayan şirketler sistemini, onların güdümündeki hükûmetleri ve tüm bunların koruyucusu konumundaki hukuk düzenlerimizi tartışmamız gerekmekte. Çalışma boyunca göstermeye çalıştığım gibi, fosil yakıtların yakılmasıyla burjuvazinin hegemonik bir iktidara dönüşmesi ve onun kurduğu kapitalist ekonomik düzenle bugün her yerde eşitsizliğe ve adaletsizliğe neden olan hukuk düzenleri birbirinin içinden çıkmış ve aynı şekilde birbirinin içine girmiş süreçler. Kapitalist sistem değişmeden, şirketlerin egemenliği kırılmadan, sistemin üzerine inşa edildiği devasa eşitsizlik ve adaletsizlikler ortadan kaldırılmadan; güç sahiplerinin değil, sıradan insanların kontrolünde, demokratik katılıma dayalı bir sistem yaratılmadan iklim krizi çözülemez.(1749)…
Dünya üzerindeki yaşamı kurtarmak için atılması gereken bu adımlar, aynı zamanda…
Ekolojik kriz, radikal bir politika değişikliğini gerekli kılmakta. Yüksek gelirli…
Ekonomik düzenle ilgili olarak yapmamız gerekenlerin başında burjuvazinin kurallarını…
Şimdiye kadar gezegenimizde sürekli değişen, dolayısıyla dinamik bir denge durumu…
Bu bir ütopya mı? Etimolojik olarak kesinlikle öyle, çünkü ütopya “hiçbir yerde var…
Yüksek mahkemeler hem başında oldukları hukuk düzenlerinin şimdiye kadar iklim değişikliğine…
Bugün liberal bireycilik, piyasa hegemonyası ve -Batı dünyasının büyük bir bölümünün…
Ancak bu konuda net olmak gerekiyor: İklim değişikliği karşısında otoriter yönetimleri…
Elbette sınırlandırılması gereken hak ve özgürlükler var, ancak bunlar yalnızca iklim…
Dolayısıyla, yeşil anayasalcılık baskıcı bir düzen arayışı değil; aksine, çoğulculuğun…
Yeşil anayasalcılık yaklaşımı “geriye gitmeyi” veya daha abartılı bir söylemle “mağaraya…
Böyle bir etiğin oluşturulmasının yolu, insanlığın, her şeyden önce, doğaya ve dünyaya…
