OLAY
Boyacı (B), Taksim’deki iş yerine doğru yürürken, o sırada yan binanın 2. katındaki…
SORULAR/CEVAPLAR
1) Olayda (B)’nin uğramış olduğu zararın tazminini (K)’den talep etmesi mümkün müdür?
(B), (K)’den zararının tazminini talep edebilmesi için, (K)’nin fiilinin bir haksız fiil olduğunu ortaya koymalıdır. Bir fiilin BK m. 49 doğrultusunda bir haksız fiil olarak kabul edilebilmesi için, dört unsurun mevcut olduğunun kanıtlanması gerekir. Bunlar; hukuka aykırılık unsuru, zarar, nedensellik bağı ve kusurdur. Olayda (B) bir bedensel zarara uğramıştır. Başka bir deyişle bir kişilik hakkı ihlal edilen (B)’nin uğramış olduğu zarar bir mutlak hak ihlali şeklinde karşımıza çıkmıştır. Mutlak hak ihlallerinde kural olarak sonucun hukuka aykırılığı ilkesi kabul edildiği için, bu olayda hukuka aykırılık unsurunun mevcut olduğunu söylemek mümkündür. (B)’nin bedensel zarara uğradığı, bunun için tedavi giderleri şeklinde ortaya çıkan bir fiili zarara ve çalışamamasından dolayı yoksun kalınan kâra uğradığı görülmektedir; bu nedenle olayda zarar unsurunun mevcut olduğu da ortadadır.
Olay ve zarar arasındaki nedensellik bağının araştırılmasına gelince, burada öncelikle mantıki nedensellik olarak da adlandırılan neden-sonuç ilişkisinin kurulması şarttır. “Bu olay gerçekleşmiş olmasaydı, bu zarar oluşur muydu?” yönündeki soruya olumsuz cevap verilmesi durumunda, fiil ve zarar arasındaki mantıki nedensellik bağı kurulmuş olur. Ancak Türk-İsviçre hukukunda sorumluluğun kurulması için mantıki nedenselliğin varlığı yetmemekte, ayrıca bu nedenselliğin hayatın olağan akışına da paralel olması beklenmektedir. Buna, “uygun nedensellik bağı teorisi” adı verilmektedir.Somut olayda, binanın dış cephesine ağır bir tabelayı gerekli ekipmanı kurmadan ve gerekli önlemleri almadan asmaya çalışan (K)’nin bu fiilinin, sokaktan geçen birinin yaralanması sonucunu doğurması hayatın olağan akışına uygun kabul edilmelidir. Bu nedenle olayda uygun nedensellik bağı unsurunun da mevcut olduğu söylenebilir.
Son olarak (K)’nin kusurlu olduğu ortaya konulmalıdır. Kusur unsurunun tanımı da Kanun’da verilmiş olmayıp öğretide “hukuka aykırı bir sonucu istemek veya bu sonucu istemiş olmamakla birlikte hukuka aykırı davranıştan kaçınmak için iradesini yeter derecede kullanmamak” olarak tanımlanmaktadır.Diğer bir deyişle kusur, kast ve ihmali kapsayan bir üst kavramdır. Olayda gereken önlemleri almayan ve gerekli ekipmanı sağlamaksızın pervasız bir şekilde söz konusu fiili gerçekleştiren (K)’nin, kastı olmasa bile ihmali davranışı söz konusudur; bu nedenle olayda kusur unsuru da mevcuttur. Sonuç olarak olayda haksız fiilin tüm unsurları bulunmakta olduğu için (B)’nin uğramış olduğu zararın tazminini (K)’den BK m. 49 vd. uyarınca talep etmesi mümkündür.
2) (B)’nin (K)’den talep edebileceği tazminatın kapsamı nedir?
(B), uğramış olduğu bedensel zararın tazminini talep edecektir. BK m. 54’te, bedensel zararlar sınırlı olmayan bir şekilde sayılmıştır. İlgili hükme göre “Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri; 2. Kazanç kaybı; 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar; 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.” Bu hüküm doğrultusunda (B), 8.000 TL’lik tedavi giderininyanı sıra 8 hafta boyunca çalışamayacağı için uğrayacağı kazanç kaybını (K)’den talep edebilecektir. Bunun yanı sıra beden bütünlüğü ihlal edilen (B), manevi zarara da uğramış olabilir. Nitekim BK m. 56/1’de “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.” hükme bağlanmıştır.
3) (B), kafasına tabelanın düşmesi sonucunda ölmüş olsaydı bir önceki soruya vereceğiniz yanıt değişir miydi?
(B)’nin (K)’nin haksız fiili sonucunda ölmesi durumunda talep edilecek olan tazminatın kapsamı değişirdi. BK m. 53 uyarınca “Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri; 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar; 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.”
Buna göre (B)’nin ölmesi durumda (K)’den cenaze giderlerinin yanı sıra, ölüm hemen gerçekleşmemişse bu süreç içindeki tedavi masrafları ve yoksun kalınan kâr (bedensel zararda olduğu gibi) istenebilecektir. BK m. 53, ayrıca bir yansıma zarar türü olan destekten yoksun kalma zararının da ölüm halinde istenebileceğini hükme bağlamıştır. Bilindiği üzere yansıma zararlar bakımından hukuka aykırılık unsurunun ve nedensellik bağının kurulduğunu söylemek güçtür;işte BK m. 53’te düzenlenen destekten yoksun kalma tazminatı, bir yansıma zarar için hukuka aykırılık bağının kanun tarafından kurulmasının bir örneğini teşkil etmektedir.