Dosya olarak kaydet: PDF - WORD

Ekler

Görüntüleme Ayarları:
Salt metin olarak göster (Kelime işlemcilere uygun görünüm)

Metnin ilk hali

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığınca hazırlanan ekli “Orta Vadeli Program (2019-2021)”ın onaylanmasına, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 16 ncı maddesi gereğince karar verilmiştir.

YENİ EKONOMİ PROGRAMI

DENGELENME-DİSİPLİN-DEĞİŞİM

2019-2021

ORTA VADELİ PROGRAM

1. DENGELENME, DİSİPLİN VE DEĞİŞİM

2019-2021 yıllarını kapsayan bu programın temel amacı, kısa vadede fiyat istikrarının ve finansal istikrarın yeniden tesis edilmesi, ekonomide dengelenmenin ve bütçe disiplininin sağlanması, orta vadede sürdürülebilir büyüme ve adaletli paylaşıma yönelik ekonomik değişimin gerçekleştirilmesidir. Bu program piyasa ekonomisinin temel prensiplerinden taviz vermeyen, yalın performans göstergeleri vasıtasıyla objektif bir şekilde izlenebilen, gerçekçi, şeffaf ve tutarlı bir politika setinden oluşmaktadır.

1.1. Mevcut Siyasi ve Ekonomik Durum

Gezi olayları ile başlayan, 17-25 Aralık 2013 yargı darbesi ve 15 Temmuz 2016 menfur darbe girişimleri ile devam eden dönemde gerçekleştirilen dört seçim ve bir referandum ile ülkenin siyasal istikrarı güçlendirilmiş, demokrasinin sağlıklı işleyişi güvence altına alınmış ancak bu sürecin ülke ekonomisine olumsuz etkileri olmuştur.

Suriye kaynaklı jeopolitik riskler ve artan terör saldırılarının etkisiyle güvenlik politikaları kaçınılmaz olarak önceliklendirilmiş ve bu dönem ekonomimizde planlanan yapısal dönüşümlerin gerçekleşmesine fırsat vermemiştir.

Son bir yıl içinde güvenlik tehditleri büyük ölçüde kontrol altına alınmış ve 24 Haziran 2018'de yapılan seçimler ile beş yıllık bir siyasi istikrar dönemi başlamıştır. Şartların normalleşmeye başlamasıyla birlikte önümüzdeki beş yıl, ekonomik hedeflerin başarılması için önemli bir fırsat penceresi sunmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin sağladığı hızlı ve etkin karar alma mekanizması ve ekonominin daha koordineli yönetilmesi bu dönemin en önemli avantajları olacaktır.

2018 yılının ikinci çeyreğinden itibaren gelişmekte olan ülkelere yönelik risk algısının bozulması ve ABD Merkez Bankası Fed’in faiz artışları ile uluslararası sermaye akımları yavaşlamıştır. Bu süreçte dış finansman ihtiyacımız ve ABD yönetiminin Türkiye ekonomisini ve Türk Lirası’nı doğrudan hedef alması ile ülke risk primlerimiz yükselmiş ve Türk lirası değer kaybetmiştir.

Bu gelişmeler sonucunda ülkemizde döviz kurlarındaki spekülatif artışların öncülük ettiği fiyat davranışlarındaki bozulma, enflasyonun ve dolayısıyla piyasa faizlerinin artmasına, tüketim, yatırım harcamaları ile toplam büyümenin yavaşlamasına, şirketlerin hem iç hem de dış finansmana erişim kapasitesinin daralmasına neden olmuştur. Ayrıca son dönemde bankaların kredi şartlarını sıklaştırdığı ve nakit akışlarında aksama yaşayan şirketlerin sayısının arttığı gözlemlenmektedir. Buna karşılık, güçlü seyreden dış talep, reel kurun geldiği rekabetçi seviyeler ve hızlı bir yükseliş eğilimine giren turizm gelirleri cari açıkta belirgin bir gerileme sağlarken, toplam talepteki yavaşlamayı sınırlamakta ve iktisadi faaliyette daha ılımlı bir dengelenme sürecini desteklemektedir.

Yeni Ekonomi Programı (YEP), krizlere karşı dayanıklı ve güçlü ekonomimiz, düşük kamu ve hanehalkı borcumuz, disiplinli maliye politikamız, dinamik ve girişimci özel sektörümüz, dünya pazarlarına açık ihracatçı yapımız, yeni hükümet sistemi ile beraber hızlanan siyasi karar alma süreçlerimiz ve güçlü beşeri sermayemiz üzerine inşa edilmiştir.

1.2. Temel Hedefler

1. Sıkı para ve maliye politikaları eşgüdüm içerisinde yürütülerek tüketici enflasyonu, 2020 sonu itibarıyla yeniden tek haneli oranlara, 2021 sonu itibarıyla da yüzde 6,0’a düşürülecektir.

2. Kamuda kaynakların verimli kullanılması, maliyetlerin ve harcamaların azaltılması, gelirlerin kalitesinin arttırılması amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde Kamu Maliyesi Dönüşüm ve Değişim Ofisi kurulacaktır. Bu ofis tarafından hazırlanacak ve takibi yapılacak Tasarruf ve Getir Dönüşüm Programı ile kamu maliyesinde kalıcı iyileştirmeler sağlanacaktır.

3. Merkezi yönetim bütçe açığının milli gelire oranı Önümüzdeki üç yıl yüzde 2'nin altında tutulacak ve merkezi yönetim bütçesinde faiz dışı fazlanın milli gelire oranı program dönemi boyunca artarak 2021 yılında yüzde 1,3'e ulaşacaktır. Oluşturulan bu mali alan gerek duyulduğunda üretime dayalı ekonomik dönüşümü finanse etmek için kullanılacaktır.

4. 2019 yılı bütçesinde toplam 75,9 milyar TL tutarında (milli gelirin yüzde 1,7’si oranında) tasarruf ve tedbir uygulanmıştır. Bunların 59,9 milyar TL’si harcama tasarruflarından ve 16,0 milyar TL'si gelir arttırıcı tedbirlerden sağlanmıştır. Harcama tasarrufları: 30,9 milyar TL - Yatırımlar, 13,7 milyar TL - Teşvikler, 10,1 milyar TL - Sosyal güvenlik, 2,5 milyar TL - Mal ve hizmet, 2,7 milyar TL - Diğer.

5. İhalesi yapılmamış ve ihalesi yapılmış ancak başlanmamış projeler askıya alınacaktır. Devam eden projelerden finansman koşulları uygun olanlar için yeni ve daha uzun zamana yayılmış iş planları oluşturulacaktır. Mega-altyapı projeleri doğrudan yabancı yatırım yoluyla, uluslararası finansman ile hayata geçirilecektir.

6. Farklı veri kaynaklarını toplayan Vergi Veri Analiz Merkezi kurularak kayıt dışı ekonomi kayıt altına alınarak vergilendirilecek ve tahsilat etkinliği geliştirilerek vergi gelirleri artırılacaktır.

7. Bankaların güncel mali yapılarını ve aktif kalitelerini tespit etmek için mali bünye değerlendirme çalışmaları yapılacaktır. Bu çalışmaların sonuçlarına göre gerektiğinde bankacılık sektörünün mali yapısını güçlendirecek, böylece reel sektörün uygun maliyetlerle krediye erişimini ve mevcut kredilerinin yeniden yapılandırılmasını temin edecek bir politika seti devreye sokulacaktır.

8. Ekonomimizin yabancı tasarruflara bağımlılığını kalıcı olarak azaltacak ve cari açığın milli gelire oranını yüzde 3'ün altına düşürecek ihracat, turizm ve sanayi ürünlerinde yerlileştirmeye dayalı bir ekonomik dönüşümün temelleri atılacaktır.

9. Turizmde yeni projelerin ve hedef ülke programlarının uygulanması ile 2017 yılında 23 milyar dolar olan seyahat gelirleri 2021 yılında 42 milyar dolara çıkarılacaktır.

10. Ekonomi yönetimi ile ilgili kurumlar yeniden yapılandırılacak, liyakat ve performans odaklı insan kaynağı yönetimiyle kurumlara güven artırılacak, hızlı karar alan, piyasaların ve özel sektörün önünden giden ve özel sektörün önünü açan bir yönetim anlayışı benimsenecek, finansal istikran ve güvenliği esas alan yeni bir finansal mimari oluşturulacaktır.

11. Finansal hizmetlerin düzenlenmesi ve denetlenmesi için Türkiye Finansal Hizmetler Kurulu kurulacaktır.

12. YEP'teki makroekonomik hedefleri destekleyecek ve sürdürülebilir kılacak nitelikli insan gücü ve güçlü toplum hedefi ile ilgili proje ve programlar hayata geçirilecektir.

Hazine ve Maliye Bakanlığı koordinasyonunda ilgili bakanlıklar ve kurumlarla hazırlanan, YEP’te belirlenen her eylemin etki ve maliyet/fayda analizlerini, uygulama takvimini ve performans kriterlerini içeren bir YEP Eylem Planı, bütçe yılıyla birlikte uygulamaya konulacaktır. Bu plan çerçevesinde gerçekleştirilen ilerlemeler 3 aylık dönemlerde takip edilecektir.

2. ENFLASYON

YEP’in temel hedeflerinin başında enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi ve fiyat istikrarının sağlanması gelmektedir.

Yıllık tüketici enflasyonu maliyet yönlü baskılar, gıda fiyatlarındaki arz yönlü gelişmeler ve bozulan fiyatlama davranışları nedeniyle hızlı bir artış göstermiş, 2018 yılının Ağustos ayında yüzde 17.9 olarak gerçekleşmiştir.

Yaşanan maliyet yönlü gelişmelerin gecikmeli etkileri ile tüketici enflasyonunun kısa vadede yükselerek 2018 sonunda yüzde 20,8 seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Para ve maliye politikasındaki eşgüdümün güçlendirilmesi ve YEP’te alınacak ilave tedbirlerle beraber tüketici enflasyonun 2020 sonunda tek haneye, 2021 sonunda yüzde 6,0’a gerilemesi beklenmektedir.

RESİM 1

Politika ve Tedbirler:

• Merkez Bankası fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlı ve bağımsız bir şekilde kullanmaya devam edecektir.

• Hazine ve Maliye Bakanlığı sıkı mali disiplin ile enflasyonla mücadeleye destek verecektir.

• Kamunun fiyat belirleme ve yönlendirme politikasına tabi belirli (personel dışında) alanlarda geçmiş enflasyon verisi yerine YEP'te yer alan enflasyon hedefleri dikkate alınacaktır.

• Kamunun fiyat belirleme ve yönlendirme politikasına tabi belirli (personel dışında) alanlarda geçmiş enflasyon verisi yerine YEP'te yer alan enflasyon hedefleri dikkate alınacaktır.

• Finansal güvenlik ve istikrarın sürdürülebilmesi için Finansal istikrar ve Kalkınma Komitesi (FİKKO) kurulacaktır.

• Tarım ürünlerinde arz ve rekolte tahminlerinin sağlıklı yapılabilmesine imkan veren bir erken uyarı sistemi kurulacaktır.

• Gıda ürünlerinde fiyat dalgalanmasının büyük veri ve ileri analitik yöntemler kullanılarak yakından takip edileceği Ürün Gözetim Mekanizması hayata geçirilecektir.

• Kira artış oranına dair üst sınır, döviz kuru ve emtia fiyatlarındaki gelişmelere duyarlılığı yüksek olan üretici fiyatları yerine tüketici fiyatlarına göre belirlenecektir.

• Enflasyonla mücadele için kamunun alacağı tedbirlerin yanında, ekonominin tüm paydaşlarının ve vatandaşların destek vereceği bir Enflasyon ile Topyekun Mücadele Programı hayata geçirilecektir.

3. KAMU MALİYESİ

Mali disiplin, YEP’te dengelenme sürecinin en temel destekleyicisi olacaktır. Yapılacak tasarrufların yapısal değişiklikler ile kalıcı hale gelmesi Kamu Maliyesi Dönüşüm ve Değişim Ofisi tarafından sağlanacaktır. Bunun sonucu olarak Önümüzdeki üç yıl için bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 2'nin altında olması ve faiz dışı fazlanın ise dönem sonunda milli gelirin yüzde 1'ini aşması hedeflenmektedir.

RESİM 2

2018 yılında milli gelirin yüzde 1'i kadar açık vermesi beklenen program tanımlı merkezi yönetim bütçe dengesinin program dönemi sonunda yüzde 0,8 fazla vermesi hedeflenmektedir. Merkezi yönetim faiz dışı dengesinin milli gelire oranı program dönemi boyunca artarak 2021 yılında yüzde 1,3'e yükselecektir.

RESSİM 3

2018 yılında milli gelire oranla yüzde 2,7 olması beklenen kamu kesimi borçlanma gereğinin 2019 yılında yüzde 1,6’ya gerilemesi ve program dönemi sonunda yüzde 1,5’e düşmesi öngörülmektedir. Ayrıca 2018 yılında milli gelirin yüzde 2,1'i kadar açık vermesi beklenen program tanımlı kamu kesimi dengesinin program dönemi sonunda milli gelirin yüzde 0,8’i kadar fazla vermesi hedeflenmektedir.

RESİM 4

2018 yılında milli gelire oranla yüzde 2,4 olacağı tahmin edilen genel devlet açığının üç yıllık dönemin sonunda yüzde 1,6'ya düşmesi öngörülmektedir.

RESİM 6

2018 yılında GSYH’ye oranla yüzde 31,1 olması beklenen AB tanımlı genel yönetim borç stokunun üç yıllık dönemin sonunda yüzde 27,2 olacağı tahmin edilmektedir.

RESİM 6

Politika ve Tedbirler:

• Kamu maliyesinin en temel hedefleri mal ve hizmet, sermaye, ana yatırım, cari transfer ve faiz giderlerinin azaltılması ve gelirlerin arttırılmasıdır.

• Nakdi ve vergisel teşvikler başta olmak üzere tüm teşvik mekanizmaları gözden geçirilerek bütüncül, sade ve etkin hale getirilecektir. Söz konusu teşviklerin makroekonomik hedefler ve bütçe ile uyumluluğu sağlanacaktır.

• Süreklilik arz etmeyen ve konjonktüre duyarlı gelirlerin oluşturduğu geçici kaynaklara karşılık kalıcı mahiyette harcama oluşturulmayacaktır.

• Kamu hizmeti sunumuyla doğrudan ilişkisi olmayan makam aracı, lojman ve sosyal tesislere yönelik harcamalar sınırlandırılacaktır.

• Kamuda yeni idari hizmet binası yapımına ve kiralanmasına izin verilmeyecektir.

• KİT'ler, verimlilikleri artacak ve kamu mâliyesine yükleri azalacak şekilde yeniden yapılandırılacaktır.

• Döner sermayeli işletmelerin bütçe disiplini içerisinde açık, şeffaf ve hesap verebilir bir idari ve mali yapıda çalışmalarını sağlayacak düzenlemeler yapılacaktır.

• Kamu kaynaklarının kullanımının etkinliğini takip etmeyi kolaylaştıracak, şeffaflığı ve hesap verebilirliği arttıracak program bazlı performans esaslı bütçeleme hayata geçirilecektir.

• Vergi tabanını genişletme ve vergide adaleti pekiştirme amacıyla etkinliği olmayan istisna, muafiyet ve indirimler kademeli olarak kaldırılarak vergi tabanı genişletilecek ve vergi mevzuatı sadeleştirilecektir.

• Vergi, prim ve diğer kamu alacaklarına ilişkin yapılandırmaya gidilmeyecektir.

• Vergi Veri Analiz Merkezi kurulması ile tahsilatta etkinliğin artırılması ve vergide kayıt dişiliğin azaltılması sağlanacaktır.

• Mükellef Hizmetleri Merkezi'nin etkinleştirilmesi, uygulamaya geçirilen İnteraktif Vergi Dairesi projesi ile tüm hizmetlerin elektronik ortamda sunulması ve küçük ölçekli mükelleflerin vergi kayıtlarını elektronik ortamda tutması ile vergiye gönüllü uyum arttırılacaktır.

• Lüks ve/veya ithal yoğunluğu yüksek ürünler listesi güncellenerek vergi düzenlemesi yapılacaktır.

• Özelleştirme portföyünde bulunan varlıkların ekonomiye kazandırılmasında yeni modeller kullanılarak ekonomik katma değer bazlı planlamaya geçilecektir.

• Taşınmaz değerleme sistemi kurularak gayrimenkul envanteri tamamlanacak, tapu harçları ve emlak vergilerinin gerçek değerleri üzerinden alınması sağlanacak şekilde gayrimenkul vergilendirme sistemi yeniden düzenlenecektir.

• İmar planı revizyonları ile oluşan değer artışlarından kamuya gerçekçi oranda pay alınması ve artışların adaletli paylaşımı sağlanacaktır.

• Kamu özel iş birliği (KÖİ) uygulamalarının, daha etkin ve finansal açıdan verimli olmasına yönelik bir çerçeve oluşturulacak; bu çerçevede uygulamaların bütüncül olması sağlanacaktır.

4. CARİ AÇIK

YEP'in bir diğer önemli hedefi, cari işlemler açığını sürdürülebilir bir seviyeye indirmek için gerekli tedbirleri almak ve böylece hem dış kaynak gereksiniminden kaynaklanan kırılganlıkları azaltmak hem de yurtiçi üretimi ve İstihdamı desteklemektir.

2018'in ilk yarısında, görece canlı seyreden iç talep, yükselen ham petrol ve emtia fiyatları ile ithalatın ihracattan daha güçlü seyretmesi nedeniyle dış ticaret dengesinde bozulma gözlenmiş ve cari işlemler açığı artmıştır. Ancak yılın ikinci yarısında döviz kurlarındaki hızlı yükseliş ile birlikte ihracat ve turizm gelirleri artmış, böylece cari işlemler açığında belirgin biçimde iyileşme görülmüştür. Bu gelişmenin ihracat ve turizmde yapılacak dönüşüm programlan ve projeler ile sürdürülebilir ve kalıcı hale gelmesi sağlanacaktır. Sonuç olarak, cari işlemler açığının milli gelire oranının 2019 yılında yüzde 3,3’e, 2020 yılında yüzde 2,7 ye, 2021 yılında ise yüzde 2,6’ya düşmesi beklenmektedir.

RESİM 7

Politika ve Tedbirler:

• İthalata bağımlılığı azaltmak ve ihracatı arttırmak amacıyla yerli üretim ve dünyadaki en iyi uygulamalar göz önünde bulundurularak teknoloji ve Ar-Ge yatırımları kamu-özel iş birliği modelleri ile gerçekleştirilecektir.

• Cari açığın düşürülmesi amacıyla ilaç, kimya, petrokimya, enerji, makine/teçhizat ve yazılım sektörleri öncelikli yatırım yapılabilir alanlar olarak belirlenmiştir.

• Yüksek teknoloji ürünlerinin üretileceği, büyük ölçekli yerli ve yabancı yatırımların yer alacağı, etkin yönetim modeline sahip endüstri ve teknoloji bölgeleri kurulacaktır.

• Ülkemizde üretilmeyen 20 biyoteknolojik ilacın yerli üretimi teşvik edilecek, biyoteknoloji alanında yetkinliklerimiz artırılacaktır.

• Petrokimya kümelenmesi ve Ceyhan Endüstri bölgesi hayata geçirilecektir.

• Güvenlik hizmetlerinde kullanılan araç, gereç ve teknik ekipmanda yerli üretimin payı arttırılacaktır.

• Yeni pazar, yeni ürün, yeni ihracatçı hedefi ve küresel değer zinciri bakış açısıyla İhracat Ana Planı oluşturulacaktır.

• İhracat teşvik sistemi daha verimli ve etkin olarak yeniden yapılandırılacaktır.

• İhracatçıların küresel ticari verileri yakından takip edebilmesini sağlamaya yönelik Elektronik İhracat Platformu kurulacaktır.

• Uluslararası ticaretin kolaylaştırılması, gümrük işlemlerinin hızlandırılması, kaçakçılığın ve kaçakçılıktan kaynaklanan gelir kaybının engellenmesi için gümrük bilgi sistemleri uçtan uca bir bakış açısıyla ve büyük veri analizi, ileri analitik yetkinliklerini de içerecek şekilde güçlendirilecektir.

• Yürürlükteki serbest ticaret anlaşmaları gözden geçirilecek, cari işlemler açığını azaltmaya yönelik hedefler konularak bunların takibi yapılacak, makroekonomik hedefleri destekleyici yeni serbest ticaret anlaşmaları oluşturulacaktır.

• Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik çalışmalar tamamlanacaktır.

• Yerli ürünlerin tüketimi özendirilerek yerli malının görünürlüğü ve farkındalığı artırılacaktır.

• Tarımda Milli Birlik Projesi hayata geçirilerek tohumdan sofraya gıda değer zinciri, gıda güvenliği ve uluslararası rekabet önceliğinde, yeniden yapılandırılacaktır. Bu kapsamda Hal Yasası çalışmalarına destek verilecektir.

• Kuşak ve Yol Girişimi çerçevesinde Çin ile ikili ticari ve ekonomik ilişkiler geliştirilecektir.

• Ülkemizin Afrika Pazar Stratejisi, bu kıtada yatırım yapan şirket örneklerine, ülkelerin insan kaynağı profillerine, iş ortamlarına ve sektörel bilgilerine kadar pek çok bilgiyi içerecek şekilde ve veriye dayalı bir yapıda oluşturulacaktır.

• Yeni kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri tahsis edilecektir,

• Sağlık turizminin geliştirilmesi için projeler planlanarak hayata geçirilecektir.

• Çin, Hindistan, Japonya ve Kore’nin içinde bulunduğu Uzak Doğu pazarı ile ilgili turizm planları oluşturularak hayata geçirilecektir,

• Turizmde sezon süresini uzatacak ve kişi başı harcama tutarını artıracak şekilde Turizm Ana Planı oluşturulacaktır.

• Güneş, rüzgâr, biyokütle, yenilenebilir enerji ve yerli kömür kaynaklarının elektrik üretimindeki payı artırılacak, YEKA modeli ile bu enerji teknolojilerinin yerlileştirilmesi desteklenecektir.

• Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı çerçevesinde enerji girdi maliyetleri azaltılacaktır.

• Petrol ve doğal gaz kaynağı aramaları, başta denizlerde olmak üzere, hızlandırılarak sürdürülecektir.

• Maden arama ve sondaj çalışmaları hızla devam ettirilerek, bulunan rezervler kamu/özel iş birliğinde yeni iş modelleri ve finansman mekanizmalarıyla ekonomiye kazandırılacaktır.

• Bor başta olmak üzere madenler işlenip yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülecek ve uluslararası piyasalara sunulacaktır.

5. BÜYÜME VE İSTİHDAM

Türkiye ekonomisi 2017 yılında yüzde 7,4,2018 yılının ilk yarısında ise yüzde 6,2 oranında büyüme kaydetmiştir. Bu yılın ikinci çeyreğinden başlayarak iktisadi faaliyetin yavaşladığı; aynı zamanda net ihracatın büyümeye artan katkısıyla toplam talep kompozisyonunun daha dengeli bir görünüm arz etmeye başladığı görülmektedir. Mevcut eğilimler, yılın ikinci yarısında bir taraftan talep yönlü enflasyon baskılarının ortadan kalkacağına diğer taraftan cari dengede hızlı bir iyileşme sağlanacağına

RESİM 8

işaret etmektedir. Enflasyon ve cari açığın, YEP’te ortaya konulan sürdürülebilir büyüme hedefiyle çelişmeyecek şekilde makul düzeylere düşürülmesi açısından ekonomideki dengelenme sürecinin kontrollü bir şekilde devamı kritik önem arz etmektedir. Bu doğrultuda, iç ve dış finansman imkânlarının sınırlandığı bir dönemde finansman ihtiyacını makul düzeylerde tutarak makrofinansal riskleri sınırlayacak ve ekonomiyi sürdürülebilir bir büyüme patikasına yönlendirecek bir çerçeve kurgulanmıştır.

RESİM 9

Önümüzdeki döneme yönelik makroekonomik politika tasarımı, iktisadi faaliyetin 2019 ve 2020 yıllarında potansiyel düzeyinin altında seyredeceği, 2021 yılından itibaren ise daha güçlü bir eğilimle toparlanma sürecine gireceği bir çerçeveyi esas almaktadır. 2018 yılından başlayarak takip eden üç yıllık dönemde Türkiye ekonomisinin sırasıyla yüzde 3,8, yüzde 2,3, yüzde 3,5 ve yüzde 5,0 oranlarında büyüyeceği öngörülmektedir.

Konjonktürel ve yapısal politika adımlarıyla ekonominin uzun vadede güçlü bir büyüme trendine yönelmesinin bir önkoşulu olarak görülen dengelenme döneminde işsizlik oranının 2019 yılı sonunda yüzde 12,1'e yükselmesi ve dengelenme sonrası toparlanma dönemi olarak nitelenebilecek 2021 yılında ise yüzde 10,8'e gerilemesi beklenmektedir.

Politika ve Tedbirler:

• Kayıtlı istihdamın teşvikine yönelik olarak, veri analizine dayalı risk odaklı denetim faaliyetleri yaygınlaştırılacak, kayıt dişiliğin yaygın olduğu sektörler öncelikli olmak üzere, yönlendirici ve rehberlik edici denetim faaliyetleri artırılacaktır, Kayıt dışı istihdamla mücadele konusunda ilgili kurumlarla iş birliği yapılacak ve teknolojik altyapının entegrasyonu sağlanarak denetim sistemleri etkinleştirilecektir.

• İstihdam teşviklerinin etki analizi yapılacak, teşviklerin ihtiyaçlara göre yeniden tasarlanması sağlanacaktır.

• Dijital dönüşüm teşvik edilerek yenilikçi projelerin finansmanı için Kitlesel Fonlama (Crowdfunding) ve IPO alternatifi olarak ICO (Initial Coin Offering) gibi modern ve yeni nesil finansman yöntemleri yaygınlaştırılacaktır.

• Kamu kurumlarının ve çalışanların ihtiyaç ve tercihleri uyumlaştırılacaktır. Hizmetin özelliğine göre uygulanacak esnek çalışma modelleri ile çalışanların iş yaşam dengesini kurarak aile ve sosyal yaşamlarına, kurs ve eğitim programlarına daha fazla vakit ayırabilmeleri sağlanacaktır. Kamu kurumlarının esnek çalışma ile iş tatmini ve verimi yüksek işgücüne sahip olmaları sağlanacaktır.

• Sanayinin ihtiyaçları ve dijital dönüşüm hedefleri çerçevesinde yenilikçi okul-sektör iş birliği modelleri kurulacaktır.

• Sosyal tarafların mutabakatıyla kıdem tazminatı reformu gerçekleştirilecektir.

• Yarım çalışma ödeneğinin etkin şekilde uygulanması sağlanacaktır.

• Özel sektörle iş birliği yapılarak eğitim ve öğretim müfredatı çalışma hayatının beklentilerini karşılayacak işgücü oluşturulacak şekilde güncellenecektir.

• Gençlerin eğitim seviyesinin ve işgücünün niteliğinin yükseltilmesi ile gelişen teknolojinin içerisinde sadece tüketici konumda olmamaları sağlanarak üretkenliklerinin desteklenmesi amacı ile teknolojiye olan ilgisi ve yatkınlığı değerlendirilerek verilecek eğitimlerle başta yazılım, algoritma ve endüstriyel tasarım olmak üzere belirli konularda temel beceriler kazanmaları sağlanacaktır.

• Çalışanların işverenleri aracılığıyla bireysel emeklilik sistemine otomatik olarak katılması uygulaması yeniden yapılandırılarak daha sürdürülebilir hale getirilecektir.

• Atıl tarım arazilerinin tarımsal üretime kazandırılması için gerekli kurumsal ve hukuki altyapı oluşturulacaktır.

• KOBİ’lerin markalaşması, kurumsallaşması, verimlilik artışı ve uluslararası piyasalara erişim sağlamaları amacıyla eğitim ve danışmanlık hizmetleri düzenlenecek, yenilikçi iş modelleri geliştirmelerini sağlayacak projeler hayata geçirilecektir.

• Bakanlıklarda yatırımcıların izin/onay/ruhsat süreçlerinin koordine edileceği ve özel sektör görüşleri alınarak iyileştirme önerilerinin geliştirileceği birimler oluşturulacaktır. Yatırım ve işletme dönemlerine ilişkin izin, onay ve lisans süreçlerini içerecek ve yatırımcıya rehber olacak şekilde sektörel yatırım yol haritaları çıkarılacaktır.

• Sosyal yardım alan çalışabilir durumdaki bireylerin üretken duruma getirilmesi ve sürdürülebilir gelir elde edebilmelerini sağlamak amacıyla aktif işgücü programlarından etkin bir biçimde yararlanılacaktır.

6. BANKACILIK SEKTÖRÜ VE REEL SEKTÖR KREDİLERİ

6.1. Mevcut Durum

Bankacılık sektörünün 2018 yılı Temmuz ayı itibarıyla sermaye yeterlilik oranı yüzde 16,1'dir. Bu oran yüzde 8’lik yasal oranın ve yüzde 12'lik hedef oranın oldukça üzerindedir. Sektörün tahsili gecikmiş alacak oranı yüzde 3, yıllıklandırılmış özkaynak karlılığı yüzde 14,4 seviyesindedir. Bankalarımızın yabancı para açık pozisyonu bulunmamaktadır.

Son dönemde döviz kurlarında ve faizlerde yaşanan dalgalanmalar reel sektör bilançoları üzerinde bir baskı unsuru oluşturmaktadır. Birinci çeyrek itibarıyla reel sektörün toplam borcunun milli gelir içindeki payı yüzde 69 seviyesinde olup, bunun yaklaşık yarısı döviz cinsindendir. Diğer taraftan, özel şirketlerin döviz açık pozisyonu 2018 yılı Haziran ayı itibarıyla 216 milyar dolar, kısa vadeli net döviz pozisyonları ise artı 4 milyar dolardır. Sektörün döviz yükümlülüklerinin yüzde 51'i yurtiçi bankalar nezdindedir. Döviz pozisyon açığına sahip reel sektör firmalarının önemli bir kısmı büyük ölçekli şirketlerden ve ihracatçı firmalardan oluşmaktadır. Bu firmaların önemli ölçüde döviz gelirine sahip olması kur riskine karşı doğal bir koruma sağlamaktadır.

Güncel ekonomik gelişmelerin, kur ve faiz dalgalanmalarının reel sektör firmaları üzerindeki etkileriyle bu etkilerin bankacılık sektörünün aktif kalitesine ve mali yapısına yansımaları yakından takip edilmektedir. Sektörün bu sağlam yapısının sürdürülmesi ve bu alanda ülke olarak elde edilen kazanımların muhafazası İçin gerekli önlemlerin alınması YEP döneminin önceliklerindendir.

6.2. Politika ve Tedbirler

• Bankaların güncel mali yapılarını ve aktif kalitelerini tespit etmek için mali bünye değerlendirme çalışmaları yapılacaktır. Bu çalışmaların sonuçlarına göre gerektiğinde bankacılık sektörünün mali yapısını güçlendirecek ve böylece reel sektörün uygun maliyetlerle krediye erişimini ve mevcut kredilerinin yeniden yapılandırılmasını temin edecek, dünya Örneklerine ve ülkemizin geçmiş tecrübelerine dayanan kapsamlı bir politika seti devreye sokulacaktır.

• BDDK tarafından hazırlanan Finansal Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yönetmelik 15.08.2018 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Bu Yönetmelikle, Türkiye'de faaliyette bulunan finansal kurumlar ile kredi ilişkisinde bulunan reel sektör şirketlerinin kredi borçlarının yeniden yapılandırılmasına ve bu şekilde de ekonomiye katma değer üretmeye devam etmeleri hedeflenmiştir.

• Türkiye Kalkınma Bankası, sermaye piyasalarını kuvvetlendirmesi ve kalkınmaya destek vermesi amacıyla, görev alanları genişletilerek yeniden yapılandırılacaktır.

• Yeniden yapılandırılacak olan Türkiye Emlak Bankası A.Ş. ülkemizde gayrimenkul sektörünün en iyi uygulamalar kapsamında gayrimenkul finansmanını yönlendirecek bir banka haline getirilecektir.

• İhracatı desteklemek amacıyla Eximbank'ın öz kaynakları daha da güçlendirilecek ve şube sayısı arttırılacaktır. Banka, nakdi kredi, ihracat kredi sigortası ve garanti imkânlarını geliştirerek ve çeşitlendirerek ihracatçılara, döviz kazandırıcı faaliyetlerle ilgilenen firmalara ve yurt dışında faaliyet gösteren müteahhitlere destek sağlamayı artırarak sürdürecektir.

• Finansal istikrarının sağlanması ve bütüncül veri akışının zamanında kamuya temin edilmesi için gerekli yasal ve teknik altyapı kurulacaktır. Güçlü veri akışı ile beraber özellikle önümüzdeki dönemde finansal sistemdeki kredi riski, likidite riski ve kur riski gibi risklerin izlenmesinde daha etkin bir risk yönetim sistemi kurulması çalışmalarına başlanmıştır. Ayrıca oluşturulacak olan yerel pazarlar ve araçlarla riskleri etkin şekilde ve zamanında bertaraf etmenin de yolu açılacaktır. Tüm bunları etkin bir biçimde sağlayacak ve koordine edecek şekilde finansal mimari yeniden dizayn edilecektir.

7. PROGRAMLAR VE PROJELER

Diğer bölümlerde bahsedilen politika ve uygulamalara ek olarak, Yeni Ekonomi Programı'ndaki makroekonomik hedefleri destekleyecek ve büyümeyi sürdürülebilir kılacak nitelikli insan gücü ve güçlü toplum hedefi ile ilgili projeler ve programlar hayata geçirilecektir. Burada ortaya konulan projeler ve programlar, YEP'in temel amaçlarına hizmet etmenin yanında, uzun vadeli olarak bireysel ve toplumsal gelişimi güçlendirmeyi hedeflemektedir. Bireyden başlayarak, toplumdaki tüm kademe ve kurumlan içeren bir değişim ile, makroekonomik hedeflere ulaşmada kalıcı bir altyapı sağlanmış olacaktır. Toplumun tüm kesimlerin nitelikli insan gücü ve güçlü topluma ulaşma idealinde birleşmesi bu değişim sürecini hızlandıracaktır. Bu kapsamda hayata geçirilecek projeler ve programlardan bazıları:

Ek Tablolar