Bu doküman Resmi Gazete dışında bir kaynakta yayınlanmıştır. Konsolide metin çalışmaları ilgili kaynak güncellendikçe sağlanabilmektedir.
1- Teysîr Modelinin Uygulanmasına İlişkin Hususlar
Bilindiği üzere, 19 Aralık 2020 tarih ve 31339 sayılı resmi gazetede yayımlanan “Katılım Esasları Çerçevesinde Sigortacılık ve Bireysel Emeklilik Faaliyetlerine İlişkin Yönetmelik” (Yönetmelik) ile katılım esaslı faaliyette bulunmak isteyen şirketlerin taşıması gereken asgari koşullar ilişkin genel çerçeve çizilmektedir.
Bu bağlamda, uygulanacak modelin ihtiva ettiği prensiplerle uygulamasının uyumlu ve tutarlı olması şartıyla farklı katılım sigortacılığı modelleri uygulanması mümkün bulunmaktadır. Mahiyetinin sade ve uygulamasının kolay olması nedeniyle sözlük anlamı “kolaylaştırma” manasına gelen “Teysîr” modeli de bu uygulama biçimleri arasında yer almaktadır. Dayandığı fıkhi ilkelerle uygulaması tutarlı olan Teysîr modeli istilahi anlamda; danışma komitesi nezaretinde dinen meşru olan konu ve risklerin teminat altına alındığı, finansal varlıkların katılım esasları çerçevesinde yönetildiği sigortacılık uygulamasını ifade etmektedir.
Bu kapsamda Teysîr modelinde aşağıda belirtilen üç temel prensip yer almaktadır;
1) İslami kurumsal yönetişim mekanizmasının kurulması (danışma komitesi, katılım uyum birimi, katılım iç denetim mekanizması),
2) Dinen meşru olmayan konu ve risklerin teminat altına alınmaması,
3) Finansal varlıkların katılım esasları çerçevesinde yönetilmesi.
Hibe esaslı sözleşme ve fonların ayrımına dayanan Tekafül modelinden farklı olarak Teysîr modelinde;
• sözleşmenin hibe esaslı olması,
• vekalet gibi ücretlendirme, mudaraba gibi kar paylaşım yöntemleri belirlenmesi,
• sermayedar fonlarının ayrıştırılması,
• tüzel kişiliği haiz fon kurulması,
• iade, bakiye veya borç (karz) ve benzeri uygulamalar yer almamaktadır.
Yukarıda belirtilen üç koşulu taşımak kaydıyla kooperatif, anonim şirket veya farklı bir statüde faaliyet gösteren sigorta veya reasürans şirketlerinin;
• mevcut sözleşme yapıları ile (hibe veya yardımlaşma esaslı olmaksızın)
• mevcut sermaye yapıları ile (sermayedar ve katılımcı fonu ayrımı olmaksızın)
• mevcut kar zarar uygulamaları ile (iade, bakiye veya borç (karz) uygulaması olmaksızın)
• mevcut organizasyonel yapıları ile (operatör veya işletmeci ayrımı olmaksızın)
• mevcut muhasebe ve raporlama yapıları ile (katılım esasları çerçevesinde paranın zaman değeri ve özün önceliği kavramlarına riayet etmek şartıyla)
faaliyet göstermesi Teysîr modeli kapsamında değerlendirilmektedir. Bu kapsamda, Teysîr modelinin tüm sigortacılık platformlarında uygulanabilmesi mümkün bulunmaktadır.
Teysîr modelinde, sigortalılara teknik kar dağıtılması da mümkün bulunmaktadır. Ancak, Teysîr modelini uygulayan şirketçe Tekafül modelinin uygulandığı yahut “diğer modellerden daha fazla katılıma uygun” bir model uygulandığı vb. tarzda bir algıyı oluşturacak şekilde tanıtım, ilan, açıklama vb. faaliyetinde bulunulması, ilgili mevzuata açık bir aykırılık ve rekabetin ihlali olarak değerlendirilecektir.
“Katılım Esaslı Sigortacılık Faaliyetleri Çerçevesinde Türkiye Modelinin Tanımlanmasına İlişkin Sektör Duyurusu (2021/6)” ile genel çerçevesi çizilen “Türkiye modeli” tanımlaması, mezkûr modelin cihanşümul muhtevası ve diğer coğrafyalarda da kolayca benimsenmesi amacıyla “Teysîr modeli” olarak değiştirilmiş ve mezkûr sektör duyurusu yürürlükten kaldırılmıştır.
2- Tekafül Modelinin Uygulanmasına İlişkin Hususlar
Tekafül modeli, sözleşmenin teberru/hibe esaslı olduğu, sigortalıların bu niyetle sözleşme akdetmesi gerektiği, tahsil edilen prim/hibe tutarlarının bağımsız, müstakil ayrı bir fon veya havuzda değerlendirildiği ve doğrudan yardımlaşma ve dayanışma niyetinin ve hassasiyetinin ön planda olduğu katılım esaslı sigortacılık uygulama biçimini ifade etmektedir.
Söz konusu uygulamada, sigortaya konu risk sonucu oluşan hasar ve tazminatların katılımcılar tarafından paylaşılması esas olup, fondaki açığın külfetlerine, fazlalığın nimetlerine katılımcılar muhatap olmaktadır. Bu sebeple, yardımlaşma ve dayanışma unsurunun hakkaniyetli bir şekilde gerçekleşebilmesi için katılımcıların fon veya havuzla ilişkisinin devamlılık göstermesi gerekmektedir. Bununla birlikte, söz konusu uygulama çerçevesinde, fon veya havuzun sigortacılık hizmetinin yönetimi sorumluluğunu uhdesine alan mekanizmanın, fonda açık oluşması durumunda, mezkûr açığı kapatma sorumluluğu da bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Tekafül modelinin yukarıda açıklanan genel ilkeleri dikkate alındığında, söz konusu ilkelerin uygulamaya tam olarak yansıtılabilmesi ancak özünde ortaklık prensibi ile daimi üyeliğin geçerli olduğu platformlar vasıtasıyla mümkün olabilmektedir. Bu nedenle, ilgili mevzuat ve uygulama pratiği dikkate alındığında, sermayedarın tüm riski üstlendiği, müşteri ediniminin açık uçlu ve dönemsel olarak değişken olduğu, müşterilerin gerektiğinde ilave prim yükümlülüğüne katlanmaksızın hasar ve tazminatların tam olarak ödenmesi hususunda kesin beklenti içerisine girdikleri anonim şirket statüsüne sahip şirket uygulamalarında (mütüel hariç) yukarıda belirtilen Tekafül uygulama biçiminin, ilkeleri ile tam uyumlu icra edilmesi mümkün görülmemektedir.